Arama:
Üyeleri Detaylı Arama
Eklendi: 8 Ekim 2009 - 241 kere okundu - 3 yorum [ Yorum Ekle ] - 0 trackback(s) [ Trackback ]
Kategori: Gebelik

alt

GebeliÄŸiniz iyice ilerledi ve artık son dönemlere geldiniz.  BebeÄŸinizi kucağınıza almak için sabırsızlanıyorsunuz. 

İyice ağırlaÅŸtınız ve nefes nefese kalmaya baÅŸladınız. 

Gebeliğin son döneminde yaşanan doyurucu nefes alamama hissinin sebebi nedir?

Bu dönemde yaşanan tüm fiziksel belirtilerin nedeni rahimdeki büyüme ve hormonal değişimlerdir.

Nefes nefese kalmanız sebebi ise akciğer altında bulunan düz kas tabakasının

sürekli büyüyen rahmin yaptığı basınç sonucu 4 cm. kadar yukarıya yükselmiş olmasıdır.

Bu yükseklik akciğer kapasitenizi azaltır ve ciğerlerinize yeterli hava girmemiş olur.

Bununla birlikte progesteron hormonu beyindeki solunum merkezine etki ederek sizi daha derin nefes almaya zorlar.

Akciğer altındaki kasın yükselmesi ve hormon değişimi sebebiyle, ciğerlerinizin kapasitesi azalmış olsa da
her nefes alışınızda normaldekinden daha fazla hava alırsınız.

Yaşanılan bu durum kesinlikle bebeği etkilemez, nefes nefese kalma durumunu sadece anne yaşar.

Neler Yapabilirsiniz?

  • Oturup kalkarken omuzlarınız arkada vücudunuz düzgün olsun.
  • Nefes düzenleyen egzersizler yapabilirsiniz.
  • Uyurken minder desteÄŸi almalısınız.
  • GebeliÄŸin son haftalarında bebek yavaÅŸ yavaÅŸ doÄŸum kanalına gireceÄŸinden
  • akciÄŸerdeki basınç azalır ve daha rahat nefes almaya baÅŸlarsınız.
  • GebeliÄŸin son döneminde nefes nefes kalma problemi sık yaÅŸanır,
  • ancak çok ciddi bir nefes alma sıkıntısı varsa mutlaka doktorunuza baÅŸvurun.

 

Eklendi: 6 Ekim 2009 - 808 kere okundu - 4 yorum [ Yorum Ekle ] - 0 trackback(s) [ Trackback ]

Bu yazı Sayın Behlül ÖzbiliÅŸ tarafından ModernAnne.com üyeleri için hazırlanmıştır.  Kendisine teÅŸekkür ederiz.

Yazının birinci bölümünü okumak için lütfen tıklayınız.

Elektromanyetik radyasyon

Elektromanyetik sorunu:


ICNIRP (Uluslararası İyonize Etmeyen Radyasyondan Korunma Birliği) tarafından, özellikle mesleki çalışanlar için, düşük frekanslı elektromanyetik radyasyona maruz kalmak bile ileri ki yıllarda geri dönüşü olmayan hücresel hasarlara yol açtığı belirtilmiştir.

Tüm gün erkan karşısında çalışanlar bu konuya daha da özen göstermelidir.

Günde on dakikalık cep telefonu görüşmesi sonrasında alyuvarlarda ciddi azalmalar, kan hücrelerinde yüksek seviyede ölümler ve insan vücudundaki bakteri sayısında % 600'e  varan oranlarda artışlar belirlenmiÅŸtir.


Elektromanyetik radyasyon, görme kaybından kansere birçok hastalığın tetikleyici etkenlerinden biri.

Elektrikle çalışan her gereç, çevremizden geçen her elektrik hattı, büyük ya da küçük bir radyasyon kaynağı.

En çok dikkat edilmesi gereken cihazlar ise vücuda yakın ve uzun süre kullanılanlardır.

Elektromanyetik radyasyonda zararın boyutu, kaynağın vücuda yakınlığı ve temas süresine bağlı olarak değişiyor.

Cep telefonlarını çevremizdeki televizyon, bilgisayar, aydınlatma gibi radyasyon kaynaklarından çok daha uzun süre vücudumuza yakın tutuyoruz ve bu nedenle zararlarını önemseme mecburiyetindeyiz.

Cep telefonlarının insan organizması üzerindeki etkilerini inceleyen birçok araştırma yapıldı. Şu ana kadar saptanan en belirgin etki, ürettiği manyetik radyasyonun temas ettiği alan ve çevresindeki hücrelerdeki sıcaklığı artırması. Yani bir tür mikrodalga fırın etkisi yapıyor. Kulağa dayanarak uzun süre konuşulduğunda, kulak ve beyin hücrelerinde meydana gelen ısınma kalıcı hasar yaratıyor.

Bu ısınma  iÅŸitme kaybı, görme bozukluÄŸu, hafıza problemleri, bağışıklık sisteminde zayıflama ve iÅŸ yerinde performans kaybına sebebiyet verebilmektedir.

Cep telefonu uzun vade de beyin tümörü oluşumu riskini arttırıyor.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler ise cep telefonu dalgalarının DNA kodlarını değiştirdiğini gösteriyor. Bunun için cep telefonuyla günde bir saat konuşmak yeterli. 7 Avrupa ülkesindeki 12 araştırma kurumunun, 2000’de başlayıp 4 yıl sürdürdüğü araştırma bu verileri doğruluyor.

Şu anda ısısal özelliğine bağlı etkilerin net olarak saptanabildiği ve önümüzdeki on yılda diğer etkilerden kaynaklanan diğer kalıcı zararların ortaya çıkacağı belirtilmektedir, yani şu anda cep telefonunda kuluçka dönemi yaşamaktayız.

Özellikle çocukların cep telefonu kullanımı kısıtlanması gerekmektedir. Çünkü elektromanyetik radyasyondan etkilenme oranları yetişkinlere oranla çok daha yüksek. Bunun başlıca nedenleri; Çocukların kafatasının daha ince olması, manyetik radyasyonun daha derine nüfuz edebilmesi ve vücut boyutlarının küçüklüğü nedeniyle, yetişkinlerdekinden çok daha etkili rezonans yaşanır. Yani vücutları anten gibi, baz istasyonlarından gelen sinyalleri üzerinde toplar. 5 ila 14 yaş arasındaki çocukların beyninde 2 dakikalık cep telefonu görüşmesi sonrasında ciddi ısınma sorunları yaşandığı tespit edilmiştir.

Cep telefonu frekanslarının 10-14 yaşlarındaki çocuklarda bilişsel fonksiyonlara ve beyin aktivitelerine olumsuz etkisi olduğunu göstermiş önemli çalışmalar vardır.

Ve hamilelerin cep telefonunu bir kenara bırakmasında kesinlikle büyük fayda vardır.

Bazı kimseler EM alanlara diğerlerinden daha hassastır. Bu kimselerde bilgisayar monitörlerine ve diğer elektrikle çalışan aletlere karşı aşırı hassasiyet oluşabilir ve reaksiyonlar daha çabuk açığa çıkabilir.

1996 yılında yapılan araştırmalar sonucunda elektromanyetik alanlara maruz kalan çocuklarda lösemi görülme riskinin diğerlerine göre 1.5 katı fazla olduğu Amerikan Bilimler Akademisi tarafından kabul edilmiştir.

Özellikle cep telefonlarının kullandığı frekansa yakın frekanstaki EM alanın 1993 yılında Belçikalı bilimciler tarafından P53 geninde hasara yol açtığının gösterilmesi, aynı frekansın  farelerde beyin lezyonu oluÅŸturduÄŸunun Washington Üniversitesinde (1995) gösterilmesi.
 

Eklendi: 2 Ekim 2009 - 204 kere okundu - 1 yorum [ Yorum Ekle ] - 0 trackback(s) [ Trackback ]

alt

Saç diplerinizdeki kaşıntının sebeplerinden en yaygını kafa derisinin kurumasıdır.

Yoğun bir tedavi için saç diplerinize bebek yağı veya bademyağı, çörekotu yağı gibi bitkisel bir yağ sürün.

Sürdüğünüz yağı başınıza duş bonesi takarak olabildiğince uzun hatta mümkünse bütün gece tutun daha sonra yıkayın.

Banyodan sonra elma sirkesi ile durulamak da faydalı olur.

Kafa derisi kuru olan kişilerde genelde saçlar da kuru olur.

Bu durumlarda kremli şampuan kullanıyor olsanız bile saçınıza ayrıca bir bakım kremi kullanmanız önerilir.

Kafa derisi yaÄŸlı olanların ikisi bir arada kremli ÅŸampuanlar yerine  kremsiz ÅŸampuanla yıkama yaptıktan sonra
sadece saç uçlarına krem sürmeleri daha yararlıdır.

 

Eklendi: 1 Ekim 2009 - 504 kere okundu - 9 yorum [ Yorum Ekle ] - 0 trackback(s) [ Trackback ]

Bu yazı Sayın Behlül ÖzbiliÅŸ tarafından ModernAnne.com üyeleri için hazırlanmıştır.  Kendisine teÅŸekkür ederiz.

altAsbestin kanserojen etkisi 1897’de Viyanalı bir doktor tarafından açıklanmıştı. Sigaranın ise 1930’larda. Ama dünya kamuoyu asbestin kanserojen etkisini 1970’lerde, sigaranınkini ise 1960’larda öğrenebildi. Cep telefonunda ise kuluçka dönemi yaşıyoruz. Dünyada 15 yıldır yaygın olarak kullanılıyor. Net, bütüncül zararları hakkında bilgimiz kısıtlı. 20 yıl dolunca çok daha fazla bilgiye sahip olacağız. Asbest ve sigara örneğindeki gecikmeyi yaşamak zorunda mıyız?

 Teknolojik ürünlerin olası zararlarını bildiÄŸimiz halde kullanmaya devam etmek mecburiyetindeyiz.

Risk içerdiklerini bile bile cep telefonları ve bilgisayarları da kullanmaya devam edeceğiz.

Burada önemli olan, riskin en aza indirilmesidir. 

Elektrik enerjisi ileten ya da enerjiyle çalışan her türlü araç ve gereç, çalışma durumunda çevresinde bir elektromanyetik alan oluÅŸturmaktadır. Elektromanyetik radyasyon yayan sistem ve aletlerin bir kısmı aÅŸağıda sıralanmaktadır: 

Radyo, TV ve telsiz verici istasyonlarının antenleri, Radar ve navigasyon sistemleri,

Uydu iletiÅŸim sistemleri, Tedavide kullanılan tıbbi elektriksel cihazlar, Tasarruf ampulleri, GSM haberleÅŸme sistemi (Baz istasyonu anteni ), TV, bilgisayar ekranları, kablosuz PC ekipmanları, Wireless sistemleri, Laptop, Fön makineleri, Mikrodalga fırınları, Çamaşır ve bulaşık makineleri, buzdolapları, araç gprs sistemleri, infrared ısıtıcılar, otomobillerin elektronik aksamları. 

Unutulmaması gereken diğer önemli bir nokta ise bilgisayar monitörlerinin birer X-ışını , UVA, UVB ve UVC kaynağı olmasıdır.

Evlerde ve iÅŸyerlerinde kullanılan Dect (Telsiz) telefonlar da cep telefonlarıyla aynı etkiyi gösterir. 

Bu tür cihazlar yaydıkları elektromanyetik alan nedeniyle insan saÄŸlığını tehdit ediyor. Bilim insanları bu tür radyasyon yayan cihazlara mümkün olduÄŸu kadar belli bir mesafede durulması gerektiÄŸini vurguluyor. En çok dikkat edilmesi gereken grup ise küçük çocuklardır. 

Elektrik iletim hatlarının 40mt yakınında yaÅŸayan çocuklarda kan kanseri riskinde 2 kat diÄŸer kanser türlerinde 1,5 kat artış gözlemlenmiÅŸtir. 

Elektrik işçileri > Diğer insanlara göre kanser riskinde 3 kat, beyin tümörü olasılığında 12 kat artış.

Telefon kablo bağlantısı yapan işçiler> Diğer insanlara göre; kolon kanserinde % 11, kan kanserinde % 165, beyin kanserinde % 100, prostat kanserinde % 145 daha fazla yakalandıkları açıklanmıştır.

Bluetooth yanılgısı:

Bilinenin aksine Bluetooth cihazlar sizi elektromanyetik radyasyonun etkilerinden korumaz.

Tüketici Birliği (The Consumer Association) tarafından yapılan bir araştırmada hands-free kullananların maruz kaldıkları radyasyon seviyesinde azalma olmadığı ve özel durumlarda radyasyonun etkilerinin artabileceği belirlenmiştir.

Ayrıca yakın çevrenizde bulunan cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgaların etki alanına girmenizi sağlamaktadır. Bu etki sebebiyle normalden çok daha fazla elektromanyetik radyasyon ile karşı karşıya kalırsınız.

Elektromanyetik dalgalar kokusuz, tatsız, sessiz, renksiz olduğundan risk görünmezdir. Bu nedenle bilinçli olmak, riski ciddiye alıp korunmak gerekir

Özellikle araç içerisinde cep telefonu ile konuşurken EM dalgalarının dışarı çıkamaması nedeniyle daha fazla EM alan yoğunluğu içerisinde kalınır.

Eklendi: 1 Ekim 2009 - 192 kere okundu - 0 yorum [ Yorum Ekle ] - 0 trackback(s) [ Trackback ]

alt

 

Yaz aylarında sıcak hava, deniz, havuz ve güneşle hırpalanan cildimiz kışa girerken yenilenme ihtiyacı duyar.

Sonbaharla birlikte cildinizin kuruduÄŸunu, gerildiÄŸini, hatta pul pul olduÄŸunu farkedebilirsiniz.

Bu mevsimde uzun süreli ve çok sıcak suyla banya yapmaktan kaçının.

Cildinizi kurutmayacak PH derecesi uygun sabun veya jeller kullanın.

Haftada bir vücudunuza peeling uygulayın veya keseleyin.

Banyodan çıktıktan sonra 3 dakika içerisinde (cildiniz hala ıslakken) nemlendirici bir krem, losyon veya yağ sürün.

Giyinmeden önce cildiniz kremi iyice içine çekmesini bekleyin.