Arama:
Üyeleri Detaylı Arama
Eklendi: 12 Ocak 2010 - 554 kere okundu - 4 yorum [ Yorum Ekle ] - 0 trackback(s) [ Trackback ]
Kategori: Bebekler

alt

Anne baba olacağınızı öğrendikten sonra çocuğunuzla ilgili olarak almanız gereken pek çok karar olur.
Ama seçeceÄŸiniz isim, onun hayatıyla ilgili aldığınız belki de en önemli karardır.  ÇocuÄŸunuz ve
sizin için ömür boyu sürecek bir karar olan "Bebeğimizin ismi ne olmalı?" sorusunu yanıtlamadan önce
aşağıdaki soruları cevaplamaya ne dersiniz:

SeçtiÄŸiniz ismin güzel bir anlamı var mı?  SöyleniÅŸi hoÅŸ olan bazı isimlerin taşıdığı anlamlar kötü
ÅŸeyler çaÄŸrıştırabilir.  BebeÄŸinizin kavga, öç alma, nefret, hüzün, aÄŸlayan, feryat eden gibi anlamları olan
veya alay konusu olabilecek bir isme sahip olmasını ister misiniz?  Fiziksel özellikleri tarifleyen
isimleri kullanmak da, çocuk bu özellikleri taşımadığında problemlere yol açabilir: Narin, Güçlü,
Fidan, Dalyan gibi.

Çocuğunuz yetişkin olduğunda da bu isimle mutlu olabilir mi? Balım, Pıtırcık, Kıvılcım gibi isimler
çocuklar için çok şirin olabilir ama kızınızın ilerideki kariyerinde bu isimlerin sorun olup
olmayacağını düşünün.

Söylenişi kolay mı? Buna karar verirken diğer aile fertlerini de düşünmenizi öneririz. Uzatma,
inceltme içeren isimler herkes tarafından doÄŸru telaffuz edilemeyebilir.  SeçtiÄŸiniz isimleri
mümkün olabildiÄŸince çok kiÅŸiye telaffuz ettirip deneyin.  ÇocuÄŸunuz hayatı boyunca ismini
düzeltmeye uğraşmasın.

İsimde ÄŸ ve r harfi var mı?  Bu harfleri içeren isimler çocuk için problem olabilir.  R harfini
söyleyemeyen bir çocuğun adının Buğra olduğunu düşünün.

İsimde kaç hece var?  Tek heceli isimlerin kullanımı çok kolay olmayabilir.  Çok uzun isimler de
çocukluk döneminde sıkıntı yaratabilir.  EÄŸer soyadınız kısa ise uzun bir isim seçebilirsiniz.  Zaten
uzun bir soyadınız varsa ismi kısa tutmakta yarar var.

Soyadınızla birleÅŸince uyumlu oluyor mu?  SeçtiÄŸiniz ismin ses, anlam ve baÅŸ harfler açısından
nasıl olduÄŸuna dikkat edin.  Soyadınız ÅžimÅŸek ise çocuÄŸun adının Yıldırım olması ("Yıldırım Åžimsek")
tuhaf görünebilir. 

Nasıl bir kısaltması oluyor?  Özellikle bebeklik çağında isimleri kısaltarak söylemek bir gelenektir.
Ne var ki, ağız alışır ve aile içinde kocaman insanlara da bu takma isimlerle seslenilir.  Nasıl bir
kısaltma kullanmak istiyorsanız baştan bunu kullanmaya başlayın ve seçeceğiniz kısaltmayı çocuğunuz
açısından da bir düşünün.

Hem kadınlar hem de erkekler tarafından kullanılıyor mu?  Bu tarz isimler bazan karışıklıklara yol
açabilirler: Nur isminin erkeklerde kullanılması, İsmet isminin kızlarda kullanılması gibi.  ÇocuÄŸun
cinsiyeti ne olursa olsun kullanabiliriz düşüncesiyle seçilen isim, onu mutsuz etmemeli.

Sizin için kötü bir çaÄŸrışımı var mı?  Hiç sevmediÄŸiniz bir kiÅŸiyi hatırlatan ismi ya da eÅŸinizle
probleme yol açabilecek eski sevgilinizin ismini tercih etmeyin.  ÇocuÄŸunuzun ismini sevip
sevmeyeceğini garanti edemezsiniz ama hiç olmazsa siz sevdiğiniz bir ismi seçin
ve büyüdüğünde çocuğunuza severek anlatın ki o da benimseyip sevsin.

Kaç tane isim koyacaksınız?  Hangi ismin tercih edileceÄŸine karar verilemediÄŸi durumlarda konan birden
fazla ismin çocuk açısından nasıl olacağını düşünün.  Okuma yazmayı öğrenirken ad ve soyadımızı kaç
kez yazdığımızı ve hayatımız boyunca doldurduğumuz formları hatırlayın.

Dini ya da etnik özellik taşıyor mu?  ÇocuÄŸunuzun isminin dini ya da etnik öğeler taşımasının ona yükleyeceÄŸi
sorumluluÄŸu mutlaka düşünün.  Çerkezce, Kürtçe, Gürcüce veya dini çaÄŸrışımları olan bir isim verdiÄŸinizde,
çevresinin daha onu tanımadan ön yargı oluÅŸturabileceÄŸini gözardı etmeyin.  Bu tarz bir isim seçiyorsanız
onun bu tepkilere karşı hazırlamanız gerektiğini unutmayın.

İsim Seçmek İçin Yapmanız Gerekenler:

Hem erkek hem de kız için isim belirleyin.  Ultrason hata yapabilir.

Seçtiğiniz isme kendinizi yakın hissediyor musunuz emin olmak için, sanki çocuğunuzun adı buymuş ve bahçede oynuyormuş gibi yüksek sesle çağırın.

Birden fazla isim seçin ve bir isme doğumdan önce fazla bağlanıp benimsemeyin. Bebeğinizi kucağınıza aldıktan sonra kararınız değişebilir.

İsim verme hakkı babaya ve anneye aittir.  BebeÄŸinizin ismi konusunda eÅŸinizle uzlaÅŸmaya varmanız önemlidir.
Tüm aile özellikle büyükler, yeni katılan bireye kendi seçtiÄŸi ismi vermek ister.  Bunu kendilerine
bir hak, saygı gösterisi gibi alabilirler.  Böyle bir durumda aile büyüklerinin istediÄŸi ismi
beğenmiyorsanız onları kırmadan reddetmenin yollarını bulmalısınız. Seçtikleri ismi ikinci
isim olarak kullanmak çözüm olabilir ama genelde bunun sonucu; siz çocuğunuza Berk diye hitap ederken
büyükanne ve büyükbabasının Nafiz diye seslenmesiyle son bulur.  

Bir diğer yöntem onların istediği isimle aynı anlamda daha "modern" bir versiyon kullanmaktır: Dilaver
yerine YiÄŸit gibi.

Özellikle sizin ve eşinizin ailesi ayrı ayrı kendi büyüklerinin isimlerinde ısrar ediyorsa
diplomatik davranmanız daha fazla önem kazanacaktır.  Taraflardan birini kırmamalısınız.

Birden fazla çocuğunuz varsa, isimleri arasında kafiye tutturmaya ya da cümle kurmaya çalışmayın.
Korkmaz, Sönmez, Åžafak gibi.  Çok benzer isimler seçmeyin, karışıklığa yol açabilir: Selin ve Selen gibi.

İsmin popüler veya modern olmasına takılmayın. Her dönemin kendi popüler isimleri olur; Adnan, Fatin, Evren, Alican, Berke, Kayra gibi.   Bugünün modern ve popüler isimleri, çocuÄŸunuz 30 yaşına geldiÄŸinde en az Mehmet ve AyÅŸe kadar duyulmuÅŸ olacağından şüpheniz olmasın.

SeçtiÄŸiniz ismin eÅŸsiz, nadir bulunan bir isim olmasına çalışmayın.  Er ya ada geç bu isim de
baÅŸkaları tarafından kullanılabilir.  EÅŸsizliÄŸi saÄŸlayacak olan bebeÄŸinizin kendisidir.

SeçtiÄŸiniz isim hakkında herkesten bir yorum duyacaksınız, hiçbirine aldırmayın.  Önemli olan sizin
beğenmiş olmanızdır.

Eklendi: 8 Ocak 2010 - 617 kere okundu - 6 yorum [ Yorum Ekle ] - 0 trackback(s) [ Trackback ]
Kategori: Çocuklar

alt

Çocuğunuz sizinle uyumaya alıştıysa, artık emmediği halde annesinin yanında yatmadan uyumuyorsa veya onu uyutmak için geceleri büyük uğraşlar veriyorsanız onun kendi başına uyumasını sağlayabilecek öneriler:

   1.  Her çocuk farklıdır, bu yüzden çocukların kendi başına uyuyabilecekleri yaşı tam olarak söylemek mümkün deÄŸil. ÇocuÄŸunuzla ilgili kararı kendiniz vermelisiniz.

   2. İşe çocuÄŸunuzla birlikte yatmamakla baÅŸlayın.  Onun yatağının yanında oturun veya uzanın.

   3. Küçük bir ışık açabilirsiniz.

   4. Alçak bir sesle ona kitap okuyun, masal anlatın veya ninni söyleyin, bu onun sakinleÅŸmesini saÄŸlar

   5. ÇocuÄŸunuzun yanında kalma sürenize bir sınır koyun: 5 dakika, 15 dakika gibi.  Sonra onu öpün, iyi uykular dileyin ve daha sonra yanına yine geleceÄŸinizi söyleyin.

   6. ÇocuÄŸunuzu ara ara sadece odasının kapısından bakarak kontrol edin. EÄŸer size bakarsa sakince "annen (baban) sana bakmaya yine gelecek" deyin.  Size bakmazsa hiçbir ÅŸey söylemeyin.

   7. Bu uygulamaya baÅŸlamadan önce yapmanız gereken bir ÅŸey var: ÇocuÄŸunuzu kucağınıza alın ve gece uygulayacağınız bu yeni yöntemi ona gündüz anlatın. Gece yatma zamanı onu ÅŸaşırtmayın.

   8. Yeni uygulamanızı zaman içinde tekrar tekrar anlatın. Ona her gece artık yanında yatmayacağınızı ama o uykudayken gelip ona bakacağınızı anlatın. Böylelikle deÄŸiÅŸikliÄŸe hazırlanmış olur.

   9. İsterseniz bir ödül sistemi oluÅŸturabilirsiniz.  Yatağının yanına asacağınız bir kartona, kendi başına uyuduÄŸu her gece için sevdiÄŸi bir hayvanın ya da bir yıldız çıkartması yapıştırıp onu takdir edebilirsiniz.

  10. EÄŸer çocuÄŸunuz yeni durumu kabullenmiyorsa ve iÅŸler sizi rahatsız eden bir kavgaya dönüştüyse yine yanında yatarak uyutmaya devam edin, birkaç ay sonra tekrar deneyin.

  11. Her çocuk için belli bir doÄŸru yaÅŸ, doÄŸru zaman olmadığını hatırlayın.  Bazı çocuklar 2 yaşında kendi başına uyuyabilirken bazıları 8 yaşına kadar yardımınıza ihtiyaç duyabilir.

Eklendi: 7 Ocak 2010 - 368 kere okundu - 1 yorum [ Yorum Ekle ] - 0 trackback(s) [ Trackback ]

alt

Güzellik, temizlik ve kendini iyi hissetmek adına hepimiz değişik kozmetik ürünler kullanıyoruz.
Şampuan, saç kremi, deodorant, diş macunu, vücut losyonu artık günlük bakımımızın vazgeçilmez unsurları haline geldi.

Havanın suyun kirlenmesi, stres, şehir hayatının zorlukları, gıdaların katkı maddeleriyle dolu olması gibi pek çok sebep yüzünden
artık anneannelerimiz gibi sadece sabun kullanarak güzel bir cilde sahip olma şansımız maalesef yok.

Genç kalabilmek için kırışık önleyiciler, serumlar ve diğer yaşlanma karşıtı ürünler de özellikle biz kadınların kullandığı ürünler...

Güzel ve bakımlı görünebilmek için kullandığımız makyaj malzemelerini, saç boyalarını da eklersek kullandığımız ürün ve bu ürünlerdeki
kimyasal sayısı giderek artıyor.

Kozmetiklerde kullanılan kimyasal maddelerin miktarı tabi ki cüzi.  Ancak bilim adamları, kozmetik ürünlerdeki kimyasalların, cilde nüfuz ederek, kan dolaşımına ve iç organlara geçebileceklerini kanıtladılar.

Yapılan araştırmalara göre pek çok kadın her yıl kozmetik ürünlerle cilt yoluyla yaklaşık 2kg kimyasal absorbe ediyor.

Alerjiden, hormonal bozukluklara; doğurganlık sorunundan cilt hassasiyetine kadar birçok soruna yol açan bu kimyasalların bazıları ev temizleme ürünlerinde de kullanılıyor.

Kozmetik kullanımından büsbütün vazgeçmemiz elbette mümkün değil.

Özellikle hamilelikte yaşanan cilt değişimleri, çatlaklar, gerilmeler, emzirirken göğüslerde oluşan hasssiyet gibi durumlarda kozmetik kullanmak zorunda kalıyoruz.

Üstelik kozmetik ürünleri yalnız kendimiz deÄŸil, çocuklarımız hatta bebeklerimizde de kullanıyoruz. 

Pişiklerde, banyolarda, soğuktan ve sıcak yüzünden oluşan cilt tahrişlerinde kozmetiklerle kolay çözümler üretebiliyoruz.

Peki sağlımıza zarar vermemek için ne yapmak gerekiyor?

  • Öncelikle yoÄŸun kimyasal içeren ürünleri, bebeÄŸin oluÅŸumunun tamamlandığı gebeliÄŸin ilk 3 aylık döneminde kullanmamaya özen göstermeliyiz.
  • Aldığımız ürünlerin içeriÄŸindeki maddelere dikkat etmeliyiz.
  • Bitkisel kaynaklı, güvenli koruyucu maddeler içeren, organik ürünler tercih etmeliyiz.

Konu ile ilgili daha fazla bilgiyi Organik Kozmetik grubumuzda bulabilirsiniz.

Fotoğraf ntvmsnbc.com'dan alınmıştır.

Eklendi: 4 Ocak 2010 - 225 kere okundu - 0 yorum [ Yorum Ekle ] - 0 trackback(s) [ Trackback ]
Kategori: Çocuklar

alt

Kış artık resmen geldi! 

Önümüzdeki birkaç ay hastalıklarla daha fazla haşır neşir olabiliriz.
Yalnız çocuklarımız değil, biz anne-babalar da nezle, grip, öksürük gibi şikayetleri kışın daha sık yaşıyoruz ne yazık ki.

Çocuğumuz biraz ateşlendiyse, iştahsızsa veya başka bir rahatsızlığı varsa ne yapmalıyız?

Hemen doktora götürmek gerekir mi?

Nezle ve soğuk algınlığı geçiren çocukların pek çoğununun doktora gitmesine gerek yoktur.

Çocuğunuz hastaysa ve doktora götürüp götürmemek konusunda ne yapacağınızı bilemiyorsanız
aşağıdaki durumlardan birini veya birkaçını yaşıyorsanız mutlaka bir doktoru görmeniz gerekiyor:

  • 3 günden fazla süren  ateÅŸi varsa  (Bu süreden daha fazla süren ateÅŸ de grip olabilir ama mutlaka bir doktor kontrol etmeli)
  • 3 gün süren kusma ve/veya ishal varsa
  • ÇocuÄŸunuzun rahtsızlığının her zamankinden farklı olduÄŸunu düşünüyorsanız
  • Göğüste aÄŸrıyla görülen ÅŸiddetli öksürük ve nefes darlığı varsa (bu belirti zatürre baÅŸlangıcı olabilir)